Felsefemiz

EĞİTİME GENEL BAKIŞIMIZ

        Çocuğun gelişimindeki her basamak kendisinden sonra gelen basamağı etkilemekte, bu yüzden hiçbir basamak atlanmadan ve her basamağın özelliğine göre eğitim verilmesi gerekmektedir.

        Örneğin; 0-3 yaş evresindeki çocuk, bilinçsiz emici zihin dönemindedir. Bu dönemde çocuğun gelişmesi için sevgi dolu bir ortamda, tam olarak kabul edildiği ve asla engellenmediği bir iç yakın çevreye ihtiyacı vardır.3-6 yaş arasındaki çocuk ise bilinçli emici zihin dönemindedir. Oyun ve fantezi onun için çok önemlidir. 0-3 yaş döneminde elde ettiği; dil, zekâ, toplumsal davranışlar, irade ve irade güdümlü hareketler, bilinç vb. becerileri “gerçekleştirme ve mükemmelleştirme” evresindedir. Oyun oynamakta, resim yapmakta, bir şeyleri bir araya getirmekte, aileyi aşan toplumsal ilişkiler kurmakta ve giderek düzenli bilincinin ve bağımsızlığının derecelerini artırmak istemektedir. Artık yakın çevresinin yanında sevgi dolu ve olduğu gibi kabul edildiği bir dış çevreye ihtiyacı vardır.

        Minik yavrular için anaokulu; o güne değin yaşadığı, alışık olduğu ev ve aile ortamının dışında, apayrı bir dünyaya“yalnız adım attıkları”yeni bir dış çevre demektir. Atılan adımlar büyüdükçe yalnız atılan ilk adımlar’ın önemi daha da iyi anlaşılacak ve bu dönemde yapılan bir hata çocuğun ilerideki yaşantısını olumsuz etkileyecektir.

       Ülkemizde 0-6 yaş grubuna hitap eden kurumlar, genellikle çocuklara emniyetli ve hoşça zaman geçirilen bir ortam sunmayı hedefler. Biz, 0-6 yaş grubu çocuklarına, okul öncesi bilimsel bir eğitim vermeyi hedefledik. Bu düşüncelerden hareketle kurulan anaokulumuz; MEB’nın da öngördüğü becerilerin etkin bir biçimde kazandırılması ve çocuğun ileride iyi bir yetişkin olmasını sağlamak amacıyla Montessori Sistemi’ni uygulamaktadır.

       Bu sistemi tercih etmemizin nedeni; çocuk gelişimine en uygun eğitim modeli olması ve çocuğunun evrenselliği ilkesidir.

 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM NEDEN ÖNEMLİDİR? 

           Okul Öncesi Eğitim, çocuğun bireysel özelliklerine uygun olarak; tüm gelişimlerini, toplumun kültürel değerleri doğrultusunda yönlendiren, duygularının gelişimini ve algılama gücünü artırarak akıl yürütme sürecinde ona yardımcı olan ve yaratıcılığını pekiştiren,  kendini ifade etmesine, öz denetimlerini sağlayabilmesine ve bağımsızlığını kazanmasına olanak sağlayan sistemli bir eğitim sürecidir. Bu nedenle, eğitim sistemimizin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim, çocuğun daha sonraki yıllarına yön veren bir süreçtir. İnsanoğlunun tüm yaşamı göz önünde bulundurulduğunda bazı yaşam dilimlerinin, psikolojik ve fizyolojik gelişmeler açısından daha kritik dönemler olarak ele alınması gerektiği bilinmektedir. Örneğin, 0–6 yaşlar arasını kapsayan okul öncesi yılları; kişiliğin oluşumu ve şekillenmesi, temel bilgi ve beceri ve alışkanlıkların kazanılması ve geliştirilmesinde ileri yıllara olan etkisi nedeniyle, yaşamın en kritik dönemlerinden biridir. Bu nedenle, eğitim sistemimizin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim, çocuğun daha sonraki yıllarına yön veren bir süreçtir.

 KREŞ VE ANAOKULLARI ARASINDA NE FARK VARDIR? 

Kreş, ebeveynleri çalışan çocukların gönderildiği okul öncesi bakımevi olarak nitelendirilebilir. Kreşlerin amacı, çocukların toplu aktiviteler içersinde yer alarak sosyalleşmelerini sağlamaktır. Anaokulu ise çocukların zihinsel, toplumsal ve duygusal gelişimine katkıda bulunan kurumlardır. Başka bir deyişle, anaokulu çocuğu küçük bir toplum olarak kabul ederek ileriki yaşlarında daha büyük insan topluluklarına girmesini sağlayan kurumlardır.

 MONTESSORİ NEDİR?

Kurucusu Dr. Maria Montessori’nin adını taşıyan bu yöntem; çocukların öğrenmelerini ve kendilerini geliştirmelerini sağlayan, özürlü, normal ve üstün yetenekli çocuklar üzerinde de etkili bir şekilde kullanılan eşsiz bir eğitim sistemidir. Sistematik bir eğitim metodu olan Montessori’nin temeli bilimsel çalışmaya dayanır. Montessori’nin başarılı olmasındaki sebep; öğrenme, öğretme ve gelişme üzerindeki araştırmaların birleştirilerek sistemin oluşturulmasıdır.

 EĞİTİMDE MONTESSORİ YÖNTEMİ NEDİR?

Montessori yöntemi en basit tanımıyla bir öğrenme yaklaşımıdır. Amaç;  liderin önderliğinde çocuğa uygun öğrenme ortamı sağlanarak çocuğun ilgisini çekmek ve kendi başına öğrenme sürecini kolaylaştırmaktır.

 MONTESSORİ YÖNTEMİNİN HEDEFİ NEDİR?

Montessori yönteminin temel hedefi,  çocukların bireysel öğrenmelerine elverişli koşullar geliştirmektir. Dr. Maria Montessori’ye göre küçük yaştaki çocuklar kendi yapabildiklerinin farkına vardığında ileriki yaşlarında hayata daha çok bağlanıyor ve öğrenme süreçleri hızlandırıyorlar.

 MONTESSORİ EĞİTİMİNİN ARKASINDAKİ FİKİR NEDİR?

Montessori eğitiminin dayandığı prensip; çocuğun doğasına karşı gelmek yerine onun doğası ile uyumlu bir okul eğitimi vermektir. Bu yüzden bu eğitim çocuklar üzerinde yapılan bilimsel bir araştırmaya dayanır ve çocuğun gelişim ve öğrenme sürecini anlamakla sonuçlanır.

 ÇOCUĞUN DOĞASINI ANLAMAK NE DEMEKTİR?

Dr.M.Montessori’nin yaptığı en büyük keşiflerden biri; çocukların oynamak kadar çalışmayı da sevmelerini tespit etmesidir. İşin aslı, çocukların içlerinde gelişmeleri için doğal bir çalışma isteğinin olmasıdır. Bir çocuğun en büyük görevi bir yetişkin olmaktır. Sonuç olarak çocuklar, gelişme ve öğrenme fırsatı olmadığında mutlu olamazlar.

 MONTESSORİ EĞİTİM SİSTEMİNİN DİĞER SİSTEMLERDEN FARKI NEDİR?

Montessori eğitim sistemi diğer eğitim programlarından birçok yönden farklıdır.

a)       Bireysel Eğitim: Montessori dışındaki sistemlerde dersler sınıfın bütünü ya da küçük gruplar halinde işlenir. Oysa bir montessori sınıfında öğretmen bireysel eğitim verir. Bu şekilde de öğretmen öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını görebilir ve onların bireysel ilgilerine ve anlama seviyelerine göre karşılık verir. Çocuk hazır olmadığı bir şeyin karşısında oturmak zorunda değildir. Ayrıca bu bireysel ilgi öğretmenin çocukla daha yakın bir ilişki içersinde olmasına yardımcı olur.  Bunun sonuncunda da öğretmen çocuğu tam olarak anlayarak çocuk için en iyi olanı hazırlar.

 b)       Çocuk öğrenmek için dinlemek ve anlamak yerine işleri pratik yaparak öğrenir: Montessori dışındaki sınıflarda çalışma genellikle kâğıt ve kalemle gerçekleşir. Montessori sınıflarında ise konuya uygun materyallerle çalışarak öğrenirler. Örneğin; üçgen, kare, daire vb şekilleri öğrenirken, öğretmenin bu şekiller hakkında konuşup tahtaya çizmesini izlemek yerine gerçek materyaller kullanır. Motifler oluşturmak için farklı şekilleri bir araya getiriler. Şekilleri uygun yerlere yerleştirmeleri şekiller arasındaki farkları da anlamalarına yardımcı olur.

 c)       Montessori müfredatı diğer müfredatlardan çok daha geniş kapsamlıdır: Montessori programı temel eğitimden çok daha fazlasını öğretir. En önemli özelliklerinden biri çocuğun duyularının eğitimi ve bunun yanı sıra da hareket kontrol kapasitesini genişletecek egzersizlere sahip olmasıdır. Bu sayede montessori eğitimi alan bir çocuk başarılı bir öğrenci olur. Bu da bağımsızlığı ve sorumluluğu geliştiren en önemli etkenlerden biridir. Buna ek olarak sunulan müfredat programıyla da çocuğun iyi bir dil ve matematik temeli alması, derin bir fiziksel ve kültürel coğrafya, zooloji, botanik, bilim, tarih ve sanat konularında gelişmesine yardımcı olunur. Çocuklar ayrıca; yemek yapma, dikiş ve benzeri ev işleri konusunda pratik yetenekler kazanırlar. Her şeyden önemlisi de topluma katkısı olan birey olmayı öğrenirler.

 d)      Disiplin konusunda montessori programı ödül veya ceza yerine, kişisel disipline eğilir.

e)       Montessori sınıflarının dizaynı çocukların birçok farklı eğitim tecrübesi edinmesini sağlar. Odalar özellikle çekici ve düzenli olmak için organize edilmiştir.  Materyallerin hepsi bir düzen içinde, çocukların erişebileceği raflarda bulunurlar.

 f)        Montessori sınıfındaki materyaller çocukların gelişimi için en ince ayrıntısına kadar araştırılıp tasarlanmıştır.

 g)       Montessori öğretmenleri, saygı ve pozitif değerleri öğretmek için eğitilmişlerdir. Bunu hem iyi bir model olarak hem de eğitim biçimleriyle gösterirler.

 h)       Montessori eğitimi çocuğu küçümsemek, aşağılamak ve utandırmaktan kaçınır. Metodun çocuklara yardımcı olduğu ana konu, çocuklara yapabileceklerini pozitif bir şekilde onlara göstermektir.

 i)         Montessori programı sistematiktir ve gelişim prensiplerini sıralı bir şekilde uygular. Yapılan her aktivite dikkatlice düşünülüp bir önceki aktivitenin gelişimi ve bir sonraki aktivitenin hazırlanışını içerir.

 j)         Montessori programı bağımsızlığın ve sorumluluğun gelişimi için tasarlanmıştır. Sınıfların dizaynı, eğitim metodu ve pratik hayat dersleri çocuğun kendi kendine yeterli ve disiplinli bir birey olması için tasarlanmıştır.

 k)       Montessori programı önceden belirlenmiş aktiviteler ve bunlara ayrılmış zaman dilimleri yerine seçme özgürlüğüne dayanır. Montessori ortamında her şey zaten ilgilenmeye değer ve eğitici olduğundan çocuk bunlardan birini seçmekte özgürdür.

 l)         Montessori programında eğitim gören çocukların birincil görevleri yaptıkları işi bir yetişkin gibi gerçekleştirmeleridir. Çocuklar kendi kendilerine öğrenip gelişerek kendilerini motive ederler. Sistemde ödül yada ceza yoktur. Çocukların ilgisini çekmek için fantastik öğeler, parlak renkler veya hileye ihtiyaç duyulmadan gerçek öğrenme sağlanır. Bu yüzden eğlence gerçek dünya deneyimleriyle keşfedilir. Örneğin; fantastik öğeler veya çizgi filimler yerine doğa çalışması, bilim, matematik, müzik, okuma, tarih ve coğrafya konularıyla çocuklar gerçek dünya deneyimleri ile eğlenirken öğrenirler.

 ÇOCUK MONTESSORİ EĞİTİMİNDEN NASIL YARARLANIR?

Montessori eğitimi çocukların kabiliyetli, öz disiplinli, sosyal ve mutlu olmaları için zemin hazırlar. Montessori’ye göre:

 KABİLİYET:Montessori okullarında eğitim gören çocuklar genellikle temel konularda ileri düzeyde olurlar. Ayrıca montessori eğitimi çok geniş kapsamlı olduğundan çocuklar birçok farklı alanda şaşırtıcı derecede bilgilidirler.

ÖZ DİSİPLİN: Bir montessori okulunda çocuklar uzun ve sıkı bir çalışmayı seçerler. Çalıştıkları materyallere ve etraflarına saygılı davranırlar. Çocuklar sabırlı davranışlar sergilerler, kendilerini cezbeden şeylere karşı koymayı öğrenirler.

 SOSYALLİK: Montessori çocukları; sınıfa gelen ziyaretçileri arkadaşça ve yardım sever olarak karşılarlar. Sınıflar öğrencilerin mutlu bir şekilde birbirlerine yardım ettikleri eğlenceli sosyal topluluklardır. Bir montessori sınıfında bir çocuğun bir başka çocuktan yardım istemesi görülmemiş veya şaşırılacak bir olay değildir. Çünkü montessori müfredatı çocukların sosyal nezaket ve inceliği öğrenmelerini de sağlar.

 MUTLULUK: Çocukları için montessori eğitimini tercih birçok veli çocuklarının okulu ne kadar çok sevdiklerini ve ne kadar mutlu bir şekilde okula gittiklerini anlatır.

 MONTESSORİ PROGRAMINDA EĞİTİM GÖRMÜŞ BİR ÇOCUKLA BAŞKA BİR PROGRAMDA EĞİTİM GÖRMÜŞ ÇOCUK ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Montessori programında eğitim gören bir çocuk başka programdakilere göre eğitim seviyesi bakımından birkaç yıl önde ilerler. Onlar okulla ve genellikle her şeyle ilgilenirler. Genellikle arkadaşça, cömert, yardımsever, kendilerine ve çevreye karşı saygılı bireyler olurlar. Montessori programından sonra başka bir eğitim programına gitseler bile gittikleri hiçbir programda uyum sorunu yaşamazlar. Onlar, saygılı, yardımsever, öz disiplinli, bağımsız öğrencilerdir. Başka programlara uyum sağlayabilmek için hazırlardır. Bu özellikleri başarıları için güçlü bir yatırım olmuştur.

 MONTESSORİ PROGRAMINDAKİ ÇOCUKLAR NASIL DİSİPLİNE OLURLAR?

Montessori programını ziyaret eden birçok kişi çocukların kibarlığına, düzgün davranışlarına hayran kalmışlardır. Aslında ilginç da olan şudur ki; montessori metodu baskı ve manipülasyon tekniklerinin hiçbirini içermez. Çocuklar hiçbir zaman öğretmenlerinin katı ya da kötü huylu olduklarını düşünmezler. Öğretmenler, baskı ya da güç kullanmazlar. Basitçe olan şudur; çocuklar ihtiyaçlarının karşılandığını görürler. Onlar öğretmenlerini ve sınıflarını severler. Onlar, öğretmenlerinin onlara karşı dikkatli ve ilgili olduklarını bilirler. Yardıma ihtiyaçları olduğunda öğretmenlerinin orada olduğunu hissederler. Bir montessori öğretmeni bilir ki; çocuklar memnun olmak ve bir grubun üyesi olarak kabul görmek isterler. Bu yüzden çocuk kabul görmek için gösterdiği olumsuz davranışları azaltmaya başlar ve sonunda bu davranışlar yok olur. Bu sebepten sınıf, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin daha huzurlu ve mutlu olduğu bir ortama dönüşür.