KURUCULARIMIZ

Merhaba,

Ben Emel… Çocuklarımın deyimiyle “Enel Abla”1970 yılında ilkokula “Merhaba” ile başlayan öğrencilik serüvenim, bana göre hala devam etmekte.  Öğrenmenin yanında öğrendiklerimi anlatma çabam ise 1992’de kendi kurumumu kurmakla başladı ve 20 yıldır da aynı şevk ve heyecanla devam ediyor. Öğrenmenin ve bunları anlatmanın sonu olmadığına göre, benim serüvenim de bana bahşedilen güç nispetinde devam edecek. Evet, en önemli, en ince, en hassas, en karmaşık, en bulanık, en pahalı… En büyük sorunumuz, eğitim! Üstelik beklentiler de değişen koşullar doğrultusunda, bir hayli değişmiş görünüyor. Bu yüzden karmaşık, bu yüzden bulanık. Canımız olan çocuklarımızı ve ülkemizin geleceğini de etkilediğinden çok hassas. Bana göre; “ insanın beyniyle yüreğine birlikte eğilmek gibi bir ince hünerin adıdır eğitim.” Ve… Kişiyi sevgi, saygı ve güven ortamında;  öğrenebilmek gücüyle donatmak, kişiye özgüven kazandırmak, kendisini ve çevresindekileri sevmeyi öğretebilmek, topluma ve insanlığa kendisini sunabilecek gücü ve yeterliliği kazandırabilmek, insanı yaşama sevinciyle ve o sevinci başkalarında yaşatabilme isteğinin coşkusuyla donatabilmektir. Bunlar sağlanabilirse, çocuklarımızın da ülkemizin de geleceği güzel olacaktır. Bugün toplumumuza baktığımızda yaşadığımız tüm olumsuzlukların kökeninde yatan gerçek, ne yazık ki eğitim sistemimizde bir türlü sağlanamayan sistem bütünlüğüdür. Ve yine ne yazıktır ki her değişen siyasi yapıda,  ilk değiştirilmeye çalışılan da eğitim sistemimizdir. Oysa Cumhuriyet’imizin kurucusu M. Kemal ATATÜRK, bundan yaklaşık 90yıl önce, zihninde özgür ve bağımsız bir ülkenin hayalini kurup bu amaç için savaşırken, en önemli konunun eğitim olduğunun bilincindeydi. İşte Tarih’ten bir kesit.                                                                                          Tarih 16 Temmuz1921. Sakarya Savaşı devam etmekte. M. Kemal ATATÜRK savaşa rağmen, Ankara a’da yapılacak Maarif Kongresi’ni ertelememiş ve bizzat açılış konuşmasını kendi yapmıştır. ATATÜRK’ÜN  bu kongre esnasında eğitimcilere sunduğu öneri şudur:

‘Maarif  Umdesinin ve Maarif  Misakının ruhi ve içtimai ehemmiyet ve derinliği  hakkında etraflı malumat edinmek isteyen, lisan bilen genç muallimler ve terbiye ile alakadar olanlar, john Dewey,Alfred Binet,William Stern , (Maria Montessori) terbiyede şaheser denmeye layık eserlerinin lisanımıza tercümesi de pek faydalı olacaktır. Hayat ve faaliyet düsturu üzerine müstenit terbiye usulünü büyük bir muvaffakiyetle tatbik eden İtalyalı Doktor Maria Montessori olmuştur. Çocuk bahçeleri (anaokulları) hususunda Fröbel’i tarihe gömen bu büyük kadına yeni terbiye ammesi çok medyundur.”

ATATÜRK ’ün konuşmalarına, yaptığı devrimlere ve ilkelerine baktığımız zaman, onun çok iyi bir asker, iyi bir politikacı, tam bir devlet adamı, mükemmel bir ekonomist, bir yönetici ve her şeyden önce de eşsiz bir eğitimci, hatta bir eğitim bilimci olduğunu görürüz. Her koşulda öncümüz olan M. Kemal ATATÜRK ’ün bu vasiyetini ilk okuduğumda Maria Montessori’nin kim olduğunu bilmiyordum. Öğrenme ve öğretme inancımla bu konuyu araştırdığımda karşıma çıkan eğitim sistemi mükemmeldi. Ve bu sistemin ülkemin çocuklarına bir hizmet olarak sunulması gerekliydi. İşte bu inançla kurulan anaokulumuz, 17 yıldır önderinin vasiyetini ilk olarak yerine getirmenin haklı gururuyla yoluna devam ediyor.

F. EMEL TAŞÇI

 YENİ ÇOCUK ANAOKULLARI KURUCUSU